24 Kasım 2008 Pazartesi
Santiago Derneğinin yıllık toplantısı
Santiago Derneğinin yıllık toplantısı bu yıl Haarlem kentinde yapıldı. Burasınında kanalları tüm Hollandada olduğu gibi ünlü.
03 Eylül 2008 Çarşamba
Übung macht den Meister
Übung macht den Meister. Yani deneye deneye bu yürüme işini öğreneceğiz. Tabii almanca ve İspanyolcayıda. Son günlerde daha iyi yürümeye başladım, belkide daha fazla zaman ayırdığımdan olsa gerek.
Santiago derneğinin yerel bölümü ile birlikte 20 kilometrelik bir yürüyüş yaptık. Noord Holland pad denilen yürüyüş yolunun son 20 kilometresi. Çok zevkliydi.
Anna ile güzel bir pazar yürüyüşü yaptık.
Kraantje lek denilen yere 9 kilometrelik bir yürüyüş yaptım. Sıkıydı 1 saat 45 dakikada
Santiago derneğinin yerel bölümü ile birlikte 20 kilometrelik bir yürüyüş yaptık. Noord Holland pad denilen yürüyüş yolunun son 20 kilometresi. Çok zevkliydi.
Anna ile güzel bir pazar yürüyüşü yaptık.
Kraantje lek denilen yere 9 kilometrelik bir yürüyüş yaptım. Sıkıydı 1 saat 45 dakikada
13 Mayıs 2008 Salı
2 Mayıs 2008 Finisterre - Barcelona Otobüs ve Uçak
Bu sabah keyifli uyanıyoruz. Son günlerin yorgunluğu üstümüzden kalın bir yorgan gibi düşmüş gitmiş. Herkes sabah duş almanın keyfini yaşıyor. Küçük mutluluklarla hayat ne güzel. Kahvaltı için limanda bir yer bakıyoruz. İlk durağımız sabah sabah dumanaltı olmuş bir cafe. Almanya'da çalışmış olan bir İspanyolun cafesini açmasını bekliyoruz. Burası sigara içilmez bir yer. Ayrıca çörekleri ve sandöviçleride enfes. Yine tabiiki Cafe con lecche eksik değil. Meşhur sütlü kahvemiz.
Kahvaltı her ayrılıkta olduğu gibi hüzünlü ama aynı zamanda birşey başarmış insanların duyduğu başarı hissinin getirdiği sevinçte var. Yani iki arada bir derede hali hat safhalarda.
Annemarie İspanya'da birkaç gün daha kalacağından Cee kasabasında otobüsden iniyor. Biz 3 yanlız adam yolumuza devam ediyoruz.
Otobüs ancak yarı yola götürecekmiş bizi. Bazı Finistere otobüsleri buradan eyalet başkenti olan A Coruña 'ya ya gideceğinden bizi yolda atıyor. Ames kasabasında Santiago otobüsünü bekliyoruz. Otobüs bağlantısı iyi 10 dk.da otobüsümüz geliyor. Otobüsler restoranların aksine bürokrasiden arındırılmış. Hemen paranı ödeyip oturuyorsun. Yolculuk zevkli geçiyor. Otobüs yolunun bir kısmı yürüyüş parkuruna denk geliyor. Saatlerce yürüdüğün yerleri dakikalarla aşman ayrı bir duygu.
1 Mayıs 2008 Corcurbion - Finisterre 12 km
Sabah pek erken uyanmıyoruz. Nasıl olsa bugün son yürüyüş günümüz ve yolumuz çok kısa, sadece 12-13 kilometre. Yolun ilk bölümü asfalt üzerinden ve küçük yerleşim birimlerinden geçiyor. İlk bulduğumuz açık cafeterya pizzacı karışımı bir yere giriyoruz. Sahibi İtalyan Almanya'da uzun yıllar gurbetci olarak çalışmış ve sonunda bu kasabaya yerleşme kararı almış. Yani yeniden gurbet. Ama gurbete rağmen mutlu bir insan. Sonuçta herkes bir yere yerleşme kararı aldığında yeni bir vatan oluşuyor. Yeni vatana alıştığın sürece kişisel mutluluğunda çoğalıyor. Bu bizim gibi Hollanda ve diğer avrupa ülkelerinde yaşayan Türkler içinde geçerli.
Yolda Avusturyalı genç Johannes ile konuşuyoruz. Ahçıymış. İşinden mutluluk duyan bir genç ve yürümekten zevk alan biri. Dün 52 kilometre yürümesine rağmen bugün epey dinç ve sevinçli.
Yolda John yine Hermann Hesse üzerine konuşmaya başladı. Siddharta ve Sedat arasında bağlantılar kurmakla meşgul. Johannes, benim yanımda Siddharta Almanca olarak var diyor. Dördümüzde şaşkınız. Annemarie, John ve ben 2 günden beri bunu konuşuyoruz. Johannes yola çıkmadan ablasının verdiği Siddharta kitabını okuyor ve yolu bu kısmında bize denk geliyor. Tesadüfün bu kadarıda bizi şaşırtıyor.
Daha sonra kitabı okudukça kitap ve Hermann Hesse beni dahada çok şaşırtacak.
Zevkli konuşmalar ve şakalarla ilerlerken birden şaşırıyoruz. karşımızda deniz ve pırıl pırıl bir plaj. Gündüz yakamozları diyebileceğimiz pırıltılar denizin ve kumları yalıyor. 3 yaşlı çocuk ve bir genç adam deniz kabukları topluyoruz. Yassı deniz kabuklarına ilk defa denk geliyorum. Arkadaşlara dağıtmak üzere epey topluyoruz. Deniz kabuğu aynı zamanda Santiago yürüyüşününde simgesi.
Plajda kumların üstünde yürümek inanılmaz bir zevk. Herhangi biryerde sizde kumların üstünde yürüyün. Deniz kabuklarının ve kumun hışırtısı ayaklarının altında sana bir deniz masalı anlatır ve sen bunu gözlerin kapalı dinlersen denizin sana anlatmak istediklerini ve hayatın önemini anlarsın.
Daha doğrusu hayatın ve senin bu hayat içinde olan önemsizliğini.
Hayatın önemi seni hayatın ne kadar önemsemediği kadar önemli.
Plajın sonunda yeniden asfalt yola çıkıyoruz. Denizin gördüğün sürece denizin büyüsüde devam ediyor. Biz yolumuzun sonuna geliyoruz. Ama hayat her zaman sen yolun sonunda olsan bile bu yola yeni başlayanların olduğunu söylüyor. Bu burada böyle ama sizin hayatınızdada böyle. Siz yolun belirli bir yerindeyken yeni başlayacak olanlar doğuyor. Bazen de yolun bir yerinde sizden önce burada olanlarla ve sizden sonra gelenlerle yolunuz ve hayatınız çakışıyor.
Bu yolda olduğu gibi yolunuza çıkanlar için şükredin ve bunu hayatınızın, kısada olsa, güzel bir parçası yapın.
Labels:
annemarie,
finisterre,
Johannes Thünauer,
john cumbo,
schelp,
strand
| Reacties: |
30 Nisan 2008 Olveira - Corcurbion 24 km
Sabah kalkar kalmaz hemen cafe ye koşuyoruz. hem karnımız aç, hem kafein krizimiz gelmiş hemde ayakkabılarımız daha şöminenin yanında.
Dün akşam ayaküstü merhabalaştığım John ve Annemarie ile yürümeye başlıyoruz. Bu yolculuk bir garip sabah merhaba diyorsun ve sonra çoğu insanla kırk yıllık dostunmuş gibi yola çıkıyorsun. Güveniyorsun.
Dün akşam ayaküstü merhabalaştığım John ve Annemarie ile yürümeye başlıyoruz. Bu yolculuk bir garip sabah merhaba diyorsun ve sonra çoğu insanla kırk yıllık dostunmuş gibi yola çıkıyorsun. Güveniyorsun.
Labels:
annemarie,
corcurbion,
Johannes Thünauer,
john cumbo,
misafirhane,
vejetarjen yemek,
şarap
| Reacties: |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

